Haberler

Asgari Ücret Artışı ve Yalın Dönüşüm

Asgari ücretin artışı konusu seçim sonrası gündemin en sıcak konularından biri olurken, işveren cephesi bu ücret artışına biraz mesafeli bakıyor. Bakmakta da haksız sayılmazlar. Eğer asgari ücret artışı devlet tarafından üstlenilmezse bu durumun tüm işverenlere toplamda 20-25 milyar $’lık ekstra bir yük getirmesi bekleniyor. Hal böyle olunca işverenlerin çoğundan maliyetlerin artacağı ve bunu kompanze etmek için işten çıkarmaların yapılacağı söylentileri duyulmaya başlanıyor. Peki olay sadece maliyet artışı ve işten çıkarmadan mı ibaret? Yalın bu konuda nasıl bir çözüm sunuyor? Yalın maliyetleri azaltıp nereden işçi çıkarılacağına bakmaya yarayan bir sistem mi? Buyrun tartışmaya başlayalım…

ASGARİ ÜCRET ARTIŞININ GETİRDİKLERİ vs. GÖTÜRDÜKLERİ

Asgari ücret artışı %30 zam olarak görünüyor. Bu iyi hoş da, durum sadece asgari ücretlilerin maaşının artmasıyla mı kalacak; yoksa tüm gelir dağılımı ve adaletinin temel taşlarına bir ayar gerekliliği mi doğuracak? Geçtiğimiz yıl Bursa’da mavi yaka ücret artışıyla yaşanan ve büyük grevlere sebep olan ve otomotiv sektörünün belini kıran grevleri hatırlayın. Grevin temel sebebi bir şirkette yapılan ücret artışı sonrası, aynı meslek grubundaki kişilerin arasında gelir adaletsizliği yaşanması değil miydi? (Bkz: Bursa’daki otomotiv grevi)

Tek bir sektördeki gelir dağılımındaki değişiklik böyle bir dalgalanmaya sebep olurken, asgari ücret alan 5 milyon kişiyi ilgilendiren %30’luk bu zam, sadece asgari ücretin üzerindeki kişileri etkilemeyecek; aynı zamanda mevcut gelir düzeyi zamlanmış olan değere yakın olan birçok kişinin düzenleme sonrası haklı olarak kendine zam istemesini doğuracak. SGK primleri ile birlikte bunun işverene yarattığı baskı normal olarak işverenin çalışan azaltımına gitmesine sebep olacak. Bu ilk olasılık. İkinci olasılık ise zam sonrası ilk etapta anlık bir refah artışı görülmesi; ancak bu durum diğer gelir gruplarının da hareketlenmesiyle sonuçlanırsa, kısa süre içinde artan fiyatlar ile karşılaşabiliriz.

ASGARİ ÜCRET ARTIŞINA EKONOMİ BAKIŞ AÇISI

Mahfi Eğilmez Hoca asgari ücretlerdeki artışın olası yansımalarını çok sade ve güzel bir dille anlatmış. Kendisi bu konuda üstad olduğu için aşağıda Mahfi Hocamın yazısını paylaşıyorum. (Yazının tamamına burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.)

Asgari ücretin yüzde 30 oranında artırılmasının herhangi bir malın üretimi ve tüketimi üzerindeki etkilerini aşağıdaki şekil üzerinden inceleyebiliriz.

Arz-talep-asgari

A firmasının b malını ürettiğini ve maliyetlerinin X tutarı kadar olduğunu düşünelim. Bu durumda A firması (zaman birimi başına) q1 kadar mal üretmekte ve bunları p1 fiyatından satmakta olsun. Bu durumda b malının piyasa dengesi arz eğrisi (S1) ile talep eğrisi (D1)’in kesiştikleri 1 numaralı nokta da oluşacaktır.

Asgari ücretin yüzde 30 artması sonucu A firmasının, maliyetlerini, denetleyebilmek için bazı çalışanlarını işten çıkardıktan sonra kalanların ücretlerinde ortalama yüzde 20 artış yapmak zorunda kaldığını varsayalım. Diyelim ki işten çıkarmalar ve ücret artışları bir miktar birbirini dengeledikten sonra A firmasının maliyetlerinde toplamda yüzde 10 dolayında artış olmuş olsun. Bu durumda çalışan sayısında azalma olacağı için üretim miktarı düşecektir. Arz eğrisinin (S1) sola kayarak S2 konumuna geçmesi arz miktarındaki azalışı gösteriyor. Bu azalışla birlikte A firması maliyetlerine gelen yüzde 10 artışı ürettiği malın fiyatına kısmen ya da tamamen yansıtacaktır. Bu durumda yeni üretim miktarı q2, yeni fiyat da p2 olacaktır. Buna karşılık asgari ücret dolayısıyla ortaya çıkan ücret artışları piyasada talebi artıracak ve talep eğrisi (D1) sağa kayarak (D2) konumuna geçecektir. Yeni denge noktası D2 ile S2’nin kesiştiği 2 numaralı nokta olacak bu noktada miktar ilk haline (q1) dönerken fiyat da p3’e yükselmiş olacaktır.

Kaynak: Eğilmez M., Asgari Ücretin Artırılmasının Olası Sonuçları, mahfiegilmez.com

YALIN BU İŞİN NERESİNDE?

Peki tüm bu sonuçlar karşısında Yalın’ın sisteme katkısı ne olacak? Akıllara hemen “E tabi ne olacak canım, Yalın zaten adam azaltmak için kullanılan bir strateji, siz Yalıncılara ekmek çıkacak!” diye düşünebilir. Ama olay ne yazık ki öyle değil. Bu denklemin sanılandan çok daha fazla değişkeni var.

Öncelikle Yalın’ın salt bir maliyet azaltma metodu olmadığını unutmayalım. Piyasada işgücü bulmak kolay olabilir, “adam çıkarırım nasıl olsa yenisini bulurum, kalifiye eleman ihtiyacım yok benim!” diye düşünenler şirket “Değer”ini kaybettiklerinin farkında değiller. Büyük resmi göremeyenler sadece adam*saat kazancı üzerinden hat verimliliği, üretim performansı, direkt-indirekt eleman kazanım hesabı yaparak maliyetlerini kontrol etmeye devam edebilir. Bir kere daha söylemekte fayda var: Yalın’ın çıktılarından bazıları yukarıda saydıklarım olabilir; ancak Yalın’ın amacı salt verimlilik değil; hele hele insanları işten çıkarmak için kullanılan bir maşa hiç değil.

Yalın insan-süreç-amaç uyumunu gözeten bir sürekli gelişim stratejisi, bir büyüme motoru, bir insana saygı felsefesi… Amacı sürekli gelişim olan bir sistemin küçülmeyi, “kafa kesmeyi” (head-cutting) teşvik ederek karlılığı arttırmayı amaçladığını iddia etmek mümkün mü? İddia edilenler ancak sürekli gelişime ve insana saygıya hizmet ediyorsa kabul edilebilir. Aksi halde rakam odaklı, yüzdesel olarak baktığınızda karlılığınızın arttığınızı görmek size “Değer” katmıyor. Sormanız gereken sorulardan bazıları şunlar:

  • Karlılığım küçülerek mi yoksa büyüyerek-gelişerek mi artıyor?
  • Yapacağım işten çıkarmalar çalışan memnuniyetimi arttıracak mı?
  • Azalttığım maliyetler müşteri memnuniyetimi etkileyecek mi?

Veya daha dar perspektiften bakarsak:

  • Stoklarım azalırken üretim hacmim nasıl seyrediyor?
  • Birim ürün başına karlılığım artarken nakit akış hızım ne seviyede?
  • Birim ürün maliyetlerimi azaltırken değer akışının karlılığı ne kadar gözetiyorum?

Yalın mevcut durumdaki israfları tespit edip, sistemi daha verimli şekilde kullanmayı esas alıyor; bunları yaparken asıl amaç olan sürekli gelişim ve insana (çalışan-müşteri) saygıdan vazgeçmiyorsanız Yalınsınız demektir. Azalan maliyetler zaten bir sonuç olarak karşınıza siz istemeseniz de çıkacak? Maliyet azaltmak bir amaç değil; bir sonuç yani!

Sizin asıl sormanız gereken soru; “Ortadan kaldırdığım israfların ortaya çıkardığı boş kapasiteyi büyümek için nasıl kullanırım?” olmalı.

ASGARİ ÜCRET ARTIŞINA YALIN BAKIŞ AÇISI

Gelin şimdi tüm bu yazdıklarımdan sonra Mahfi Hoca’nın tespitini Yalın’ca ele alalım;

yalın-arz-talep

Asgari ücretin yüzde 30 artması sonucu A firmasının, maliyetlerini, denetleyebilmek için Yalın Dönüşüm faaliyetlerine başladığını ve değer akışlarında %20 boş kullanılabilir kapasite yarattığını varsayalım. Diyelim ki bu kapasite artışının getirdiği mali avantaj (yeni iş alımı için potansiyel, yeni makina yatırımlarının iptali vs.) ve ücret artışları birbirini dengeledikten sonra A firmasının maliyetlerinde toplamda yüzde 10 dolayında artış olsun. Bu durumda çalışan sayısında azalma olmayacağu için üretim miktarı aynı kalacaktır. Arz eğrisinin S1 konumunda kalması arz miktarını değiştirmeyecektir. Arz miktarı azalmayacağı için A firması maliyetlerine gelen yüzde 10 artışı ürettiği malın fiyatına yansıtmak yerine; boş kapasitesini (makine ve işçi) doldurmak için yeni işler almak, yeni müşteriler bularak maliyetleri azaltma eğilimine gidecektir. Bu durumda yeni işlerin alınması sonrası yeni üretim miktarı q1’den daha fazla olacak, maliyetler daha da azalacak ve yeni fiyat ise p1’de kalsa da firmaya zarar vermeyecektir. Aynı zamanda asgari ücret dolayısıyla ortaya çıkan ücret artışları piyasada talebi artıracak ve talep eğrisi (D1) sağa kayarak (D2) konumuna geçecektir. Yeni denge noktası D2 ile S3’ün kesiştiği 3 numaralı nokta olacak bu noktada miktar artarken (q3) fiyat da p1’de kalacaktır.

Gördüğünüz gibi maliyetleri-kayıpları azaltmak için işten çıkarma yapmak tek ve doğru çözüm olmayabiliyor. Bunun yerine maliyetleri azaltmanız gerekiyor. Azalan maliyetler sayesinde artan enflasyonist baskıyı telafi edecek şekilde fiyat rekabeti sağlayarak piyasadaki yeni talebi kendi ürününüze çekmek ve böylece ilk başta yaşadığınız %10’luk maliyet kaybını geri almak da mümkün olacak.

Yalın’ın klasik ölçek ekonomisinin kurallarını alt üst eden avantajı da işte tam olarak yukarıda anlattıklarımdan ileri geliyor.

İnsana değer vererek sürekli gelişmekten… Ve bunların sonucunda küçülerek değil, büyüyerek maliyetleri azaltmaktan…

Sevgiler…

Can Yükselen

Not: Tüm bu anlattıklarımla ilgili daha detay bilgi almak isteyenler aşağıdaki 3 yazımı okuyarak Yalın’ın neden sadece adam-maliyet azaltma odaklı bir yaklaşım olmadığını öğrenebilirler.

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: