Haberler

İşletmelerde Yalın Dönüşüm Işığında Türkiye

Geçen hafta paylaştığım ve geçtiğimiz yıl yazdığım “Yalın Düşünce ve Beş Temel ilkesi” başlıklı yazımdan sonra şimdi de 2010 yılı başında kaleme aldığım ve benim danışmanlığa adım atmaya başladığım yıllarda çok şey öğrendiğim bir proje olan “TÜLOMSAŞ ve 8 tedarikçisinin Yalın Dönüşümü” konulu makale ile sizleri bir nostalji turuna çıkarayım. Bu nostalji esnasında danışmanı olduğum Yalın Enstitü’yü de kendi üslubumla sizlere tanıtma fırsatı bulayım.

Şunu da belirtmeden geçmek olmaz. Yalın Enstitü ile birlikte ABİGEM ortaklığında yürütülen bu projenin çıktılarını anlatırken 3 yıl önce Türkiye Ekonomisi ile ilgili yaptığım tespitler hiç ama hiç değişmemiş. Aynı hararetle savunduğum gerçekler değişmediğine göre yazı hala güncel sayılır. 3 yıl sonra yine aynı yerlerde olmak acı olsa da; belki bu sefer birilerini uyandırabilirim diye düşünüyorum.

İyi Okumalar efendim!

“Yaşanan her kriz, oluştuğu ortamda düşünmek ve yeniden güçlenmek için fırsatlar doğurur. Her buhranın yeni iş modellerini oluşturduğu ve artan rekabetin çevikliği de gerektirdiği günümüz dünyasında kalite kavramı, artık müşteri için gerektiği zamanda gerektiği kadar yaratılan “değer” ile aynı anlamdadır. 1929 buhranı, nasıl modern zamanların oluşmasını sağlayan kitlesel üretim mantalitesine gebe olduysa; 1974 krizi de israfın yok edilmesi gerektiğinin farkına varıldığı ve değerin önem kazandığı Yalın Üretim felsefesinin doğuşunu müjdelemiştir.

Sürekli akışı yaratmak ve bu akışı yönetmek, Yalın Üretim felsefesini hayata geçirmek için gereken temel öğelerden biridir.

Değer akışının sağlandığı işletmelerde israfların önüne geçilmekle kalınmaz; aynı zamanda işletme içinde de sürekli iyileşmenin temelleri atılmış olur. Sürekli gelişen ve değer akışını sürekli hale getiren işletmeler, rekabet ortamındaki değişime ayak uyduracak çevikliğe ve işgücünü etkin kullanacak vizyona sahip olurlar.

Günümüz rekabet ortamında siparişlerin gereken zamanda yetiştirilmediği, model ve ürünlerdeki değişimlere ayak uydurulamadığı, stokların işletme sermayesi olarak görüldüğü,etkinliğin maksimum ve sürekli üretim mantığı üzerinden işlediği amaç odaklı kitlesel dünya çok gerilerde kalmıştır.

Bunun yerini sürekli akışla beraber gelen stoksuz çalışan, model değişimlerine ve siparişteki dalgalanmalara çevik bir şekilde cevap verebilen, değerin stoklar yerine sürekli akış üzerinden yaratıldığı, etkinliğin fabrikadaki sipariş esaslı üretim temposuyla ölçüldüğü süreç odaklı bir Yalın Dünya almıştır.

İngilizce “Lean” olarak tanımlanan Türkçe literatürde ise “Yalın” adıyla yerini alan bu kelimenin Türkçe’deki gerçek karşılığı ise “yağsız”dır. Bir işletme, günümüz dünyasında ancak ve ancak yağlarından (yani stoklarından) kurtulduğu ve yarattığı sürekli akışla göbek bağlamadan (yani stok tutmadan) ortamdaki değişikliklere çevikliğiyle cevap verebildiği ölçüde yaşama hakkına sahiptir.

Değişime ayak uyduramayan işletmeler ise sürekli akışın olmadığı, vücutlarında dolanan yağ oranı yüksek kanlarının sebep olduğu damar tıkanıklığı sonucunda geçirecekleri kalp krizi ile iş dünyasına veda etmeye mahkumdurlar.

İşte Yalın Enstitü Türkiye de tam olarak bu noktada dünyada 18 ülkede bulunan Yalın Enstitü’lerde olduğu gibi işletmeleri yalınlaştırmak ve değerin, sürekli akışın önemini onlara kavratmak için varlığını Türkiye’de 2002 yılından beri sürdürmektedir. Bu bağlamda 8 yıldır, çalıştığı vizyon doğrultusunda sayısız firmaya danışmanlık yapmış; 2 yılda bir düzenlediği Yalın Zirve’ler ile Türkiye Sanayisi’nin vizyonunu yalınlaştırmayı misyon edinmiştir. Yalın Enstitü’nün özellikle önem verdiği projelerden biri de ABİGEM (Avrupa Birliği İş Geliştirme Merkezi) ve TÜLOMSAŞ (Türkiye Lokomotif ve Motor Sanayi Anonim Şirketi) ile birlikte yürüttüğü Eskişehir Yalın Dönüşüm Projesi’dir.

Yalın Enstitü olarak 2009’un 29 Haziran’ında Kick Off toplantısı ile TÜLOMSAŞ ve sekiz tedarikçisinin katılımıyla başlatmış olduğumuz Eskişehir Yalın Dönüşüm Projesi, gerek Yalın Enstitü gerekse Türkiye için büyük bir önem arz etmektedir. Yaklaşık 8 aydır sürdürülen bu proje kapsamında TÜLOMSAŞ dahil olmak üzere toplam dokuz firma, Yalın Dönüşümün 5 fazının ilki olan Değer Akış Haritalama’yı tamamlamıştır.

Eskişehir Yalın Dönüşüm Projesi 9 firmanın toplu olarak eğitime tabi tutulup tamamının DAH eğitimini başarıyla noktaladığı bir proje olması ile bir ilk olarak nitelendirilebilir. TÜLOMSAŞ’ın ev sahipliğini yaptığı bu proje ile yıllardır türlü bahaneler ile zayıflatılan veya zayıf gösterilmeye çalışılan “hantal” olarak yaftalanan bir KİT’in bile Yalın Dönüşümü gerçekleştirecek potansiyel ve vizyona sahip olduğunu kanıtlanmıştır. Belirlenen pilot bölgede dahi yapılan çalışmalar, entegre bir tesis olan TÜLOMSAŞ gibi bir devin neler yapabileceğinin en somut göstergesidir.

Birinci fazı 17 Şubat 2010 tarihi ile noktalanan bu proje, aynı zamanda Yalın Üretim’in seri üretim mantığı ile çalışan işletmeler haricinde hiçbir yerde işlemeyeceğini savunan  Yalın karşıtı tezleri de yıkması bakımından ayrı bir önem taşımaktadır. Bir KİT’in DAH eğitimi için ev sahipliği yaptığı ve aynı zamanda ona parça tedarikinde bulunan 8 KOBİ; değişken siparişlere ayak uydurması gereken siparişe göre parça üreten çoğunlukla üretim hattı bulunmayan işletmelerdir.

Birinci fazın tamamlanması ile birlikte Yalın’ın en zor uygulanabildiği bölgeler olarak nitelendirilen; “Job Shop”larda (sipariş esaslı çalışan atölyelerde) dahi bu sistematiğin kurulabileceği gözler önüne serilmiştir.

Yedi aydır yapılan çalışmalar sonucu ortaya konan Değer Akışı çalışmaları; hem bir KİT’in hem de birçok KOBİ’nin bu işi kolaylıkla kotarabileceğini ve istenirse bu Yalın Dönüşüm Hareketi’nin tüm Türkiye Sanayi’sine yayılabileceğini göstermiştir.

Bugün itibariyle geldiğimiz bu noktada Türkiye Sanayisi, sanayicisi ve Türkiye Hükümeti  Yalın Dönüşümü bir politika olarak benimsemeli ve bu dönüşümü tüm Türkiye’ye yaymak için harekete geçmelidir.

Günümüz global dünyasında rekabetin her geçen gün daha da kızıştığı şu günlerde güçlü bir ekonominin yolu güçlü, çevik bir sanayi ve değer katan, değişime ayak uyduran bir üretim modelinden geçmektedir.

Global dünyada söz sahibi rekabetçi bir Türkiye’nin anahtarı; yalınlaşmış bir Türkiye sanayisi ve yağlarından,borçlarından kurtulmuş çevik bir Türkiye ekonomisidir. “

19.02.2010

Sevgiler

CY

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: